Geri git   Forumera >
Kayıt ol Resim Upload Üye Listesi Forumera Posta Kutusu Yabancı Mp3 Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.
Seri paylaşım yapılabilecek,yeni bölümlerde geçerli değildir.



Köşe Yazıları / Makaleler Başkaları tarafından yazılmış köşe yazılarını burada paylaşabilirsiniz.Makale,düz yazı...

Etiketler: , , , ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-11-2007, 17:07   #1 (permalink)
Medulla Spinalis
 
rikimikipiki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Profil
Yer: Bursa
Üye No
539
Mesajlar
6.467
Forum Katkısı
38187
Forum Katkısı Puanı
3808322
Derecesi
rikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond reputerikimikipiki has a reputation beyond repute
rikimikipiki - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Şair Kimdir, Şiir Neye Yarar?

Geçen akşam Bebek'te bir balık lokantasına gittik. Hafta içi bir gün olmasına rağmen kalabalıktı. Lakerda, karides, otlar, ızgara kalkan, hepsi pek lezzetliydi.

Orada okul arkadaşıma rastladım; yıllar var ki görüşmemiştik. Liseden sonra yollarımızın ayrıldığını biliyordum. O, ünlü, varlıklı bir işadamı oldu. Politikaya atılmadı ama, her dönemde politikacılarla yakınlık kurdu. İncelik gösterip bizim masaya geldi. Edebiyatta kırkıncı yılımı kutladı. Davetimiz üzerine yanımıza oturdu. Günün konularından konuştuk; Cumhurbaşkanı kim olacak, kim olmalı? Irak meselesi, Genelkurmay Başkanı'nın sözleri, Türkiye'nin dış ilişkileri, Batı'daki imajımız, vb. Edebiyat ve benim- kırk yıl aradan çekilmişti. Dayanamayıp sordum: Sen şu kırk yılı nerden öğrendin? Güldü, o kadar da cahil olmadığını söyledi. Estağfurullah falan. Sonunda o da dayanamadı; "Bu yaşa geldim, şiir ne işe yarar, Allah aşkına anlat" dedi. O gece sadece kemküm ettim.

***

Oktay Akbal, Şair Dostlarım adlı çok sevdiğim kitabında Ziya Osman Saba'ya uzun bir bölüm ayırmıştır. Orada şaire derin bir sevgiyle yaklaşır. Şairin portresinde, bugün çok ihtiyaç duyduğumuz kişiyi, gerçek gönül adamını yakalarız. Oktay Akbal'ın Ziya Osman Saba'ya ilişkin anıları arasında bir de gazetecilik görevi vardır. O zamanki Vatan gazetesinin sanat sayfası için, Oktay Akbal, şairlere en çok sevdikleri şiirleri sormaktadır. Ziya Osman Saba bir dosyanın içinden "Misakımillî Sokağı No. 37" adlı şiirini çıkarır ve arkadaşına okur. Şöyle başlar şiir: "Ah, şimdi hatıralar mahallesinde / Misakımilli Sokağı No. 37 / Orası bütün evler, bütün ömür içinde / Mesut olduğumuz evdi."

Bu içli şiir, şairin Nefes Almak eserindedir, ölümünden sonra yayımlanan kitabı. Necatigil de üzerinde özellikle durmuştur şiirin, Saba'nın bir öyküsüyle kaynaştırarak: "'O Mahalle', şairin nişanlısıyla birlikte ayrı ev arayışlarını, sonra o sokaktaki o evin kiralık iki odasına taşınmalarını, mutluluklarının ilk yuvası olan, ilk çocuklarıyla daha da şenlenen o evde yaşadıkları sıcak hayatı, çok sonra başka yere taşınmaya mecbur kaldıkları vakit içlerine dolan hüznü anlatıyor. Öyküye konu olan ev, Kadıköy'de şairin 'Misakımillî Sokağı No. 37' başlıklı şiirinde anlatılan evdir."

İlk okunduğunda bir semtten başka bir semte taşınıştan sonraki izlenimlerin, duygulanımların sezildiği şiir, asıl sırrını öyle kolay kolay ele vermiyor. Sevinç giderek azalmış. Hüzün öne çıkmış. Yarın umudu sanki sönmüş. Ama bir tevekkül, razı oluş da söz konusu. Sevinç, bir bakıma, anılarda, hatırlayışta kalmış. Şairle eşi o sokaktan geçerken o evi görüp kiralamışlar, "bir çift küçük odası"nı birlikte döşemişler. Orası onlar için "gönül sarayı, aşk yuvası" olmuş. Düşünün, 1940'ların insanı için iki odalı eski bir Kadıköyü evi saraydan farksız olabiliyor. Bugünün en koyu sevdasında bile iki oda birtakım mırın kırınlara yol açacaktır. Yeldeğirmeni'ndeki Misakımillî Sokağı'nı, şair, altmışı aşkın yıl önceki haliyle tasvir eder: Boş arsalar, havagazı feneri, arnavut kaldırımları, tam o sıralar 'elektrik' çıkagelir... Bugünün İstanbullu'ları için nostaljik sahneler... Ama o günün insanı için bir bekleyiş, gönül borcu, teşekkür...

Evet, hep bir sokak, mutlu evlilik, doğan çocuk yankımaktadır şiirden. Ama niye, o hüzün... O, iç burkucu hüzün: "Söz birliği etmiş şimdi saksılar, perdeler, / Elektrik lambasıyla değiştirilen fener. / O sokağa ne zaman yolum düşse, bir ses: / Günler geçti, geçti, geçti... der."

Çoğumuz, eski semtimize yolumuz düştüğünde gönül ezginliği duyarız, çocukluğumuz, ilk gençliğimiz, yitirdiğimiz büyükler, yakınlar, bunlar hepsi bir an için yürek burkar. Ama kaçımız böylesine yoğunlaşıp bir 'şiir' yazmanın ardına düşeriz?

Ziya Osman Saba'nın yaşamına dönüp bakıncaya kadar, "Misakımillî Sokağı No. 37" içsel kırıklığını açıklamıyor. Alabildiğine yalın bir söyleyişle böylesine bir iç kırıklığı. Dediğim gibi, bir sır... Ancak şairin talihsiz hastalığını, erken ölümünü, yakında öleceğini bilişini öğrendikten sonra, işte öylece, bu şiirdeki hüzün ve tevekkül, şiirin adındaki o tuhaf, mektup adresi duygusu, tümü birdenbire yerli yerine oturuyor. Hem hayata bağlılık hem ölüm gerçekliğiyle yüz yüze geliş; hem ayrılış kederi hem de başkalarına mutluluk, esenlik dileyiş; hem hiç kimsesiz kalmışçasına yalnızlık hem bir eşe, bir aile ortamına bağlılık, teşekkür... Şiir kozasından çıkıyor. Şiirleri, derinlerdeki maceralarını alımlayarak okuyabiliyor muyuz? Şiiri, sanat eserini alımlamak için emek harcıyor muyuz? Sanmıyorum.

***

Şiir, hele bugün, birçok kişiye, üstelik şiir okumaya maddi gücü, zamanı, eğitimi uygun, elverişli kişilere sıradan, boş, basit bir çiziktirmeymiş gibi geliyor. "Söyle Allah aşkına, şiir ne işe yarar..." Kah kah kah!.. Şiir okuyabilecek koşullarına rağmen şiirsiz yaşayan o kadar çok tanıdığım var ki! Ziya Osman Saba, sürüp gidecek hayata, tutuk sesli, kırık da olsa, yine kırık mutlulukla, yine huzurlu, boyun eğişli esenlikler iletiyor. Onun bu ince selamı, tek başına, bütün bir gönül eğitimi olmaya yetebilecekken; günümüzün dünyasında hırs, başkasının hakkını çiğneme, öfke, kin, nefret daima öne çıkıyor. Gözü dönük bir ortamda debelenip duruluyor. Cevdet Kudret'in Bir Bakıma adlı kitabında yer alan Ziya Osman anılarını okuyun; çağının, çağımızın bir "ermiş kişisi"yle yüz yüze geleceksiniz. Ne hırs, ne öfke, ne başkalarına kötülük, ne emek sömürüsü... Tam tersine, kendi ölüm bekleyişinden başkalarına hayat sunma!.. Nüfusu yetmiş üç milyona yaklaşan bir ülkede, şiir kitapları, çokluk, beş yüz adet basılıyor. Aylar ayı, bazen yıllar yılı okur bekliyor.

Şiir ne işe mi yarar: "Misakımillî Sokağı No. 37" başka birçok perspektiften okunabilir. Sokağın bugünkü haliyle kıyaslanabilir mesela. Kent bilincimizin tartısı yoklanabilir... Değişen yaşama biçimlerini saptayabiliriz. Yalnızca bir şiir, tek başına, bu açıdan, Türkiye'nin değişen çehresini gözler önüne serecektir... Daha yazınsal yaklaşalım: Şiirimizde o günden günümüze, nereye yol alındığı başka, gündeş şiirlerle karşılaştırılarak tartışılabilir... Okul arkadaşım bu yazıyı okuyacak mı bilmiyorum. Şiir, hele şiir okuma imkânı olanlar için, her gün yaşadığımız çirkinlikleri sağıltabilir. Yeter ki hakkı verilerek, anlamı kavranarak okunsa. Günün bir saati 'şiir'e ayrılabilse...

... Gerçekten ayrılabilse, Türkiye'deki kızılca kıyamet söylem epey değişecektir umudundayım.


Selim İLERİ & Zaman Gazetesi
______________________

[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]
rikimikipiki isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2007, 23:51   #2 (permalink)
|birçocuğunbüyüklüğü|
 
barkod - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Profil
Yer: yeryüzüne nasıl dağılmıştır tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?
Üye No
43
Mesajlar
681
Forum Katkısı
9038
Forum Katkısı Puanı
899281
Derecesi
barkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond repute
Standart

(Şair ve şiirle ilgili konuya izninizle devam ediyorum.)

Şair adayları bilmiş olsun ki...

Okuyucularımdan sık sık sorular gelir: Şiir yazıyorum, tavsiyeleriniz neler?!


Doğrusu şair olamamış benim gibi birisi için çok zor bir soru. Bu babda söyleyeceklerim ancak hariçten gazel okumak kadar esasa taalluk edebilir. İsterseniz paylaşalım:

Bence şair olmanın iki temel şartı vardır: a) Şairane bir ruh üzere yaratılmış olmak b) Şiir eğitimi almak.

Şairane bir ruh ve eda taşımayanların şiir yazmak için kendilerini zorlamaları boşa emektir; vazgeçsinler. Çünkü bu bir yetenek bahsidir ve herkese verilmemiş olması tabiidir. Sesi güzel olmak veya iyi koşmak gibi... Herkes şarkı söyleyebilir ama ses sanatçısı olmak başkadır. Keza herkes basketbol oynayabilir ama Kerim Abdülcabbar olmak özel bir haldir.


Bir şair ayrıcalıklı ve özel yaratılmış bir kuldur bize göre. Çünkü o bizim duymadığımıza, algılayamadığımıza sahiptir ve bu bakımdan bizim de bildiğimiz kelimeler ile hayal edemeyeceğimiz şeyler söyler. Ama yalnızca bu ayrıcalıklı yaratılma şair olmak için yeterli midir? Elbette hayır!.. İşte onun için şairliğin diğer şartı olan eğitim devreye girer.

Şiir eğitimi herhangi bir fakültede verilmez ve bunun bir okulu da yoktur aslında. Şiir eğitimi her şairin kendi başına alacağı bir eğitim olup onun öğretmeni diğer usta şairler ve onların biriktirip tarihe bıraktıkları mirastır. Şiir eğitimi; çok şiir okumanın adıdır. Ruhunda şairanelik olan birisi şiir eğitimi almadan elbette eksiktir. Yalnızca şiir eğitimi alarak şair olmak ise muhal ötesi batıldır. Ancak ikisini belli seviyede birleştirendir ki şiir söyler ve söyledikleri tarihe kalır. Bu ikisini birleştirme oranına göre de şairler büyük veya daha büyük olarak kategorilere ayrılabilirler. Çünkü onlar üslup sahibi, söz geleneğinde yeni bir yol açan bahtiyar kullar olurlar. Onlar Mevlana, Yunus, Karacaoğlan, Fuzulî, Galip ve diğerleri olurlar. Onlar, gökkubbede adları hiç unutulmayacak olanlardır.

İmdi; genç şair adayları, eğer siz de bu kervana katılmak isterseniz işte bizim tavsiyelerimiz:

1. Önce kendinizi tartınız, şairanelik içinizde mi, yoksa siz bir vehim mi taşıyorsunuz?

2. Eğer gerçekten şair olacağınıza inanıyorsanız mutlaka şu üçlü gruplardan birinin eserlerini iyiden iyiye okuyunuz; düşünerek, yorumlayarak, anlayarak.

a) Yunus-Baki-Karacaoğlan b) Pir Sultan-Fuzuli-Seyranî c) Kendi seçeceğiniz üç şair (saz şiirinden, tekke şiirinden ve divan şiirinden)

3. Okuduğunuz eser üzerinde kendinize şu soruları sorunuz: a) Bu adam bunu nasıl böyle söylemiş? b) Hangi şartlar ona bunu söyletmiş? c) Neden bu kelimeleri tercih etmiş? d) Ben nasıl söylerdim? e) Şimdi nasıl söylersem insanlara ulaşabilirim? f) Bunu bir de ben söylemeli miyim? g) Ve sizin ilave edeceğiniz başka sorular…

4. Eğer vezinli ve kafiyeli yazıyorsanız mana ile kafiye (veya vezin) ahenk içinde olmalı, biri diğerine feda edilmemelidir.

5. Uzun yazmaktan kaçınmalı, maksattan uzaklaşılmamalı ve zevk-i selîme hitap etmelidir.

6. İfadenin mümkün olduğu kadar çeşitlendirilmesi üslubu güzelleştirir. Tekdüze mısraların bıktırıcı olması söz konusudur. (Çeşitli nağmelerin bir bestede bütünleşmesi insanı dinlendirir ama tekdüzelik dinleyeni yorar.)

7. Sadelikte sanat, sanatta sadelik gözetmeli, derinliği olmayan ağdalı mısralara fazla iltifat etmemeli, herkesin anlayacağı dilde yazmalıdır.

8. Şiirdeki her bir kelime seçilmeli, öyle istihdam edilmelidir. Bazan güzel bir şiir bir tek kelime ile çirkinleşebilir. Sözler gibi mânâ da seçilmelidir. Sözler güzel olur da mânâ bayağı olursa gülünç bir şey ortaya çıkar.

9. Yazmadan mutlaka düşünmeli ve düşünmeden asla yazmamalıdır.

10. Kendi şiiri hakkında en şiddetli tenkitleri yine kendisi getirebilmeli, şiirden anlamayanlara okutup da onların beğenisi ile kendini şair zannetmemelidir.

Şair adaylarına bir de dostça tavsiye:

Çevrenizdeki insanlar size gelip “Yeni bir şiir yazdıysan okumama müsaade eder misin?” gibi teklifler yapmadığı müddetçe onlara şiir okumayın ve yazdıklarınızı yayınlama gayretine düşmeyin. Hiç üzülmeyin, mısralarınız gerçek şiir olmaya başladığında birileri sizi bulup “Bunları kitaplaştırmak istiyoruz!” diyeceklerdir. Yeter ki siz eğitime devam edin. Şiir her şeyden evvel sabır ister çünkü!..


İskender Pala
Zaman 07/07/2005
______________________

- "her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir" diyen balzac'tan, "mülkiyet hırsızlıktır" diyen proudhon'a; eşitsizliğin kaynağını, etrafını çevirdiği toprakları kendinin kabul ederek, eline aldığı sopayla koruyan ilk insanda gören rousseau'dan, "banka soymak değil, banka kurmak suçtur" diyen bakunin'e... toplum tarihi, paranın ve sopanın iktidarının yegâne temeli olarak suçun tarihidir. -
ışık ergüden / sessizliğin anarşisi
barkod isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-11-2007, 23:53   #3 (permalink)
|birçocuğunbüyüklüğü|
 
barkod - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

 
Profil
Yer: yeryüzüne nasıl dağılmıştır tarihi düzünden okumaya ayaklanan çocuklar?
Üye No
43
Mesajlar
681
Forum Katkısı
9038
Forum Katkısı Puanı
899281
Derecesi
barkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond reputebarkod has a reputation beyond repute
Standart

Şairleri tanımlayabilmek

Merak ederim, şairler acaba her bir dizeyi samimi düşünceleri olarak mı söylerler; yoksa bazı bazı duygularına ihanet ettikleri oluyor mudur?!.

Şiir kitabı okurken bir şairin üslubuna ve edasına alışırsınız, kendinize göre bir kanaat oluşturursunuz, ama öyle bir mısra ile karşılaşırsınız ki sizin daha önceden kanaat olarak belirlediğiniz düşüncelerinizi allak bullak ediverir.


Ya o mısra burada olmamalı, ya da kitap o şairin adını taşımamalı diye düşünürsünüz. Bazan bunun tersi de olur, bir beyit veya mısraa rastlarsınız ve “Hıh işte!” dersiniz, “Bu tam da bu şaire yakışır bir düşünce!”

Eski şairlerin divanları arasında dolaşırken aklınıza şöyle bir soru takıldığı da olur: “-Bu şair şimdi yaşasaydı ve kendisine bir kartvizit bastıracak olsaydı acaba hangi beytini kartvizitine yazdırtırdı?” Çünkü burada yer alacak beyit artık koca bir dünya, koca bir çağ ve dev gibi bir adam olacaktır. Öyle beyitlerdir ki bunlar, şairler o beyti söylemeseler, hiç şüphesiz eksik kalırlardı ve edebiyat tarihindeki yerleri böyle olmazdı. İşte o tür beyitlerden bizim seçtiğimiz bir çeşitleme:

Gözlerimizi önce Fatih çağının Ahmet Paşa’sına çevirelim:

Ey fitnesi çok, kavli yalan, yandım elinden
Bir nâz ile bin gönül alan, yandım elinden

Ve işte Necatî Bey’in hüznü:

Bir seng-dil firakına ölen Necatî’nün
Billâhi mermer ile yapasuz mezarını

Bir yüzyıl ilerleyelim; Fuzûlî’yi tanımak için, onun

Bende Mecnun’dan füzûn âşıklık isti’dâdı var
Âşık-ı sâdık benem Mecnûn’un ancak adı var



beytini okumanız yetecektir. Aynı dönemin ihtişamlı İstanbul’unda binlerce tecrübe ile söylenen şu beyit de Bakî’yi anlatmak bakımından mükemmel bir portre gibidir:

Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan şu kubbede bir hoş sadâ imiş

IV. Murat çağının kahraman edalı şairi Nef’î de keza her zamanki kendine güven ve kibir ile şu dizeleri söylemeseydi eksik kalırdı:

Tûti-i mûcize-gûyem ne desem laf değil
Çerh ile söyleşemem âyinesi sâf değil

[Mucize gibi sözler söyleyen bir papağanım ben, söylediklerimi alelâde laflar zannetmeyiniz sakın!... Felek ile söyleşmeye tenezzül bile etmem, çünkü onun gönül aynası saf (berrak) değil!..]

Hemen ardından şiir dünyamızda hikmetli söyleyişleriyle çağını dolduran Nabî gelir ki o da tam kendisine yakışır şekilde gündem değiştirmeyi isteyen şu beyit ile karşımızdadır:

Nâbî ile ol âfetin ahvâlini nakl et
Efsâne-i Mecnûn ile Leylâ’dan usandık

Nedense biz Nailî adını pek sık telaffuz etmeyiz, ama aslında o, kendine has derinliğiyle Türk şiirinin seviyesini belirleyecek adamdır. Şöyle der ve bu dediği, divanı içinde kendisine en ziyade yakışan beyittir:

Yıkanlar hâtır-ı nâşâdımı yâ Rab şâd olsun
Benimçün nâmurâd olsun diyenler bermurâd olsun

Alicenap bir ifade: “Allah’ım, şâd olmayan şu gönlümü yıkanlar şâd olsunlar; benim için “Murada ermesin!” diyenler muratlarına ersinler!..”

Nedim’i hepiniz bilirsiniz; hani şu şuh şair ve âvâre âşık Nedim. İşte onun kimliğiyle tıpatıp örtüşen bir beyti:

Nedîm nâmına bir şâir-i cihân var imiş
Kemend-i zülfüme düşsün İlahî ol ayyâr

Demek olur ki; “Nedim adında bir cihan şairi var imiş; Tanrı’m, inşallah o söz sihirbazı benim zülüflerimin kemendine düşsün!..”

Ne zaman Galib Dede’nin adını duysam, kulaklarımda, Hüsn ü Aşk’ın sonunda yer alan şu iki dize yankılanır ve saygıyla baş keser, hakkı teslim ederim:

Gencînede resm-i nev gözettim
Ben açtım o genci ben tükettim

Yani, “Söz hazinesinde yeni bir üslup gözettim; ben açtım o hazineyi, yine ben tükettim.”

Hiç şüphesiz şairleri tanımlayan, onların kartvizitlerine yazdırtılabilecek beyitler bunlarla sınırlı değildir. Yine de unutmamak lazımdır; insanlar kartvizitlerini nadiren değiştirirler...


İskender Pala
Zaman 07.10.2004
______________________

- "her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir" diyen balzac'tan, "mülkiyet hırsızlıktır" diyen proudhon'a; eşitsizliğin kaynağını, etrafını çevirdiği toprakları kendinin kabul ederek, eline aldığı sopayla koruyan ilk insanda gören rousseau'dan, "banka soymak değil, banka kurmak suçtur" diyen bakunin'e... toplum tarihi, paranın ve sopanın iktidarının yegâne temeli olarak suçun tarihidir. -
ışık ergüden / sessizliğin anarşisi
barkod isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:09 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0

Konya Laser Epilasyon - Gemi Elektrik - Video Eğlence - Geyik
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 469, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 481, 571, 318, 143, 145, 146, 148, 149, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 169, 162, 163, 168, 166, 167, 170, 171, 477, 176, 185, 186, 190, 193, 192, 194, 195, 196, 198, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 220, 221, 224, 228, 286, 306, 291, 287, 288, 289, 290, 292, 293, 307, 296, 297, 298, 300, 301, 303, 304, 305, 308, 309, 310, 311, 313, 312, 314, 315, 316, 317, 479, 478, 326, 333, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 374, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 375, 376, 377, 378, 386, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 387, 388, 389, 390, 402, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 403, 404, 405, 406, 411, 407, 408, 409, 410, 412, 413, 414, 415, 417, 416, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 430, 426, 427, 428, 429, 431, 443, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 468, 470, 467, 471, 472, 473, 474, 475, 476, 480, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 494, 491, 492, 493, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 501, 515, 502, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 512, 513, 514, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556, 557, 558, 559, 560, 561, 562, 563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570,
Inactive Reminders By FORUMERA